The Note – Overdose Caffeine

Yön tuşlarına basıp benzer engelleri aşmaktan daha farklı şeyler sunmaya çalışan, gerçekten bir şeyler anlatma derdine girmiş, her oyuncuda farklı tatlar bırakan yapımcılar vardır.  Tanımlamaya çalıştığım bu kümenin en büyük elemanlarından biri de şüphesiz ki bağımsız yapımcılardır.  Örneğin, Stanley Parable, Dear Esther, Brothers – A Tale of Two Sons gibi oyunları oynadığınız zaman diğer yapımlardan çok daha farklı bir çizgide durduklarını anlarsınız. Hemen hemen her biri, hikayesi, müzikleri ya da  farklı oyun dinamikleriyle gerçekten orjinal bir şeyler sunar, sizi şaşırtır.

Az önce Bölüm Sonu Canavarı‘nda izlediğim bir programda denk geldiğim yapımı da bu örnekler arasında sokmak istiyorum. Bütün derdim o aslında…

The Note’

Oyunun yapımcısı Kanadalı bir yönetmen. Sanat yönetmeni  olarak çalıştığı reklam sektörünü bırakıp, enerjisini meraklısı olduğu oyun geliştirme işine yönlendirmiş. Daha önce kurulan Overdose Caffeine isimli oyun geliştirme şirketine katılmış. İyi de yapmış, keza öyle bir çalışmayla başlamış ki bundan sonra yapılacak işler için çok net fikirler veriyor !

Dikkatinizi çekebilmek için ciddiyet dozunun gereğinden bir miktar daha fazla olduğu bir yazı yazmayı planlıyordum bu oyun için. Korkarım ki başaramadım.

Oyunun yaratıcısı biraz önce bahsettiğim gibi Kanadalı değil. Türk. Yani bildiğiniz Türk. ‘Türklerden iş çıkmaz’ ön yargısını iliştirip kırmızı çarpıya basmamanız için ilk seferde söylemedim bunu. 

Başa sarıp toparlıyorum…

Oyunun yaratıcısı Emir Arkman. Sanat yönetmeni  olarak çalıştığı reklam sektörünü bırakıp, enerjisini meraklısı olduğu oyun geliştirme işine yönlendirmiş. Daha önce kurulan Overdose Caffeine isimli oyun geliştirme şirketine katılmış. İyi de yapmış, keza öyle bir çalışmayla başlamış ki bundan sonra yapılacak işler için çok net fikirler veriyor !

2013 yılının yaz aylarında çıkan The Note’, Steam topluluğundan da yeşil ışık almış.

the_note_game_steam_turk_indir_download

Oyun mu ? Ne oyunu ?

The Note’ yukarıda örneğini verdiğim oyunlar gibi değil. Daha çok deneysel bir yapım. Nitekim Emir Arkman’da bu oyun için aslında bir oyun değil yorumunu yapıyor. Konu olarak çok beğendiği Rabindranath Tagore‘nin ‘Peace, my heart’ şiirini ele almış. ‘Kim ne hissederse o’ demiş ve çalışmayı da bu doğrultuda bitirmiş.

Yapımcı, oyunda yönettiğiniz (belkide sadece ilerlettiğiniz) karakteri, yani sizi, dizelerin arasına yerleştiriveriyor. Üstelik bunu o kısacık zamanda o kadar güzel yapıyor ki, sona geldiğinizde restart’ı basıp farklı şeyler aramaya çalışırken buluyorsunuz kendinizi.

Bu arada iki farklı da son hazırlanmış. Diğer sonu görebilmek için azıcık uğraşmanız gerekiyor.

Müzik ! Müzik ! Müzik !

Bağımsız yapımlarda dikkat ettiğim ilk şey müzikleridir. Her şeyden önce onlara önem veriyorum çünkü bir çoğu gerçekten enfes oluyor ! Neredeyse hiç bir oyunun soundtracklerini araştırmayan ben, oynadığım çoğu bağımsız oyunun müziklerini arşivime katmışımdır.

The Note’un müziği için de aynı şeyleri söylemeliyim.  Ekibin kendi imzasını taşıdığı müzik, çalışmanın atmosferini çok ama çok iyi yansıtmış.

Hazır değinmişken bir başka Türk ekibin elinden çıkacak MonoChroma isimli oyunun müzikleri de inanılmaz güzeldi.( Gevende için tıklayınız.)

Sözün özü, bağımsız yapımlardan hoşlanıyorsanız, her birini denemekten keyif alıyorsanız The Note’u mutlaka ama mutlaka denemelisiniz. 47 mb’a ancak bu kadar güzel şeyler sığdırılabilirdi.

Kendilerini kutluyorum ve yakın takibe alıyorum.

 İlginizi çekebilir:

Web sitesi:  Motamot , Overdose Caffeine (Diğer güzel oyunları da görmek isteyebilirsiniz.)

Trailer : http://vimeo.com/63010879

Steam greenlight sayfası: http://steamcommunity.com/sharedfiles/filedetails/?id=158520923

Ve şiir…

[learn_more caption=”Rabindranath Tagore”]
Peace, my heart,

let the time for the parting be sweet.

Let it not be a death

but completeness.

Let love melt into memory

and pain into songs.

Let the flight through the sky end

in the folding of the wings over the nest.

Let the last touch of your hands be gentle

like the flower of the night.

Stand still, O Beautiful End,

for a moment,

and say your last words in silence.

I bow to you

and hold up my lamp

to light you on your way.[/learn_more]

Bir yorum ya da cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


  • Comments (2)

  1. Emir Arkman dedi ki:

    Icerige rastgele denk geldim, ve gercekten cok tesekkur ederim! Yapimdan keyif almaniz beni cok mutlu etti.

    Sevgiler.

    1. Tolga CANATAN dedi ki:

      Ben teşekkür ederim yorumunuz için 🙂